veri depolama

“Storage”, Türkçe’deki kullanımıyla “veri depolama”nın önemi 40 yıl önce anlaşıldı. Ancak, son yıllarda önemi daha iyi anlaşıldı. Bu dönemde yaygın olarak şirket merkezinden ve dağınık olarak yönetildi. Şimdi tek merkez ve daha az insan kaynağı ile yönetilme stratejisi ön plandı. İşte bu noktada da devreye “4. Kuşak Veri Depolama” (4G Storage) anlayışı giriyor. Pazarın öncülerinin yeni hedefi bu yaklaşımı tam anlamıyla hayata geçirebilmek…

Bilgileri biriktiriyoruz. Yaşadığımız çağın gereği bu. İsimler, telefonlar, yapılan işler hepsi bir yerlerde birikip duruyor. Peki, bu bilgileri nerede saklıyoruz? Bunun bir sınırı yok mu? Her yerden bu bilgilere ulaşabiliyor muyuz? Aslında, bu ve benzeri pek çok soru şirketlerin yatırımlarını yönlendiriyor.

Günümüzde kurumların karşı karşıya kaldığı en büyük sıkıntılardan biri, artan veri kapasiteleri. Şirketlerin eskiden kolayca yapabilecekleri işlemleri uygulaması, veri kapasite miktarlarının artmasıyla güçleşiyor. Birkaç GB’lık bir verinin teybe veya bir başka disk alanına kopyalanması sadece dakikalar alırken, 1 TB’lık bir verinin benzeri bir şekilde kopyalanması bazı durumlarda yarım gün bile sürebiliyor. Bu durumda şirketlerin iş sürekliliği ciddi tehdit altında kalıyor. Bir diğer sorun ise kurumların operasyonel esnekliklerinin yavaş yavaş kaybolması. Bu nedenle artık veri depolama sistemlerinin kendi üzerinde hiç bir sunucu kaynağı olmadan kullanabildiği “fonksiyonalite” çözümlerine büyük gereksinim duyulmaya başlandı. Pazar verileri de önümüzdeki 5 yıl için fonksiyonalite çözümlerine yapılacak yatırımların dünya çapında artarak devam edeceğini gösteriyor.